28 Ekim 2022 Cuma

CUMHURİYET BAYRAMI (ŞİİR)

 Düşman ordusuları(orduları) değil de

Düşman ordusularının(ordularının) öncülleri olan

Akıldışı-ahlakdışı moda türü, ahlakdışı-bilimdışı pilaj(pılaj, plaj) türü

Ahlakdışı mekan türü, ahlakdışı özel sektör türü, ahlakdışı-bilimdışı siyaset türü

Ahlakdışı sanatçı türü, ahlakdışı ünlü türü

Ahlakdışı müzik türü, ahlakdışı sinema türü, ahlakdışı Tv dizisi türü

Ahlakdışı Tv yarışması türü, ahlakdışı festival türü, ahlakdışı müzik konseri türü

Ahlakdışı tanıtımca(reklam) türü

Astroloji, medyumluk, falcılık

Ahlakdışılık ve bilimdışılık sarmakta heryeri

Oysa 'Türk' demek 'Önce ahlak'

'Atatürk' demek 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

'Türkiye' ve 'Atatürk' diye ahlakdışı-bilimdışı bu durum nereye gitmek

'Türkiye' ve 'Atatürk' diye bu durum ülkeyi, vatanı, milleti nereye götürmek

Ne işe yarıyor bu ülkedeki 200 üniversite

Topluma mantık öğretmiyorsa,

Ahlakdışı pilajlarda(pılajlarda, plajlarda) da, ahlakdışı otellerde de

Yani ahlakdışı mekanlarda da

Ahlakdışı moda, ahlakdışı giysilerle de

Sigara, içki ile de

Pirsingli, dövmeli bedenlerle de

Ahlakdışı danslarla da

Ahlakdışı müziklerle de

Ahlakdışı sanatçılarla da

Ahlakdışı ünlülerle de

'Cumhuriyet bayramı' kutlamak

Hem mantıksızlıktır, hem ayıptır, hem acıvericidir(acı vericidir), hem akıl-ruh sağlıksızlığıdır

Hem 'Atatürk cumhuriyeti'ne, hem demokrasiye, hem laikliğe, hem özgürlüğe

Hem insanlığa ihanettir, düşmanlıktır

Bu şiiri okuyunca anlayacaksınız

Ancak önce bilin ki mantık yoksa demokrasi de, özgürlük de, ahlak da, adalet de

Akıl-ruh sağlığı da yoktur

Çünkü mantık 'Doğruya giden yolun başı'dır

Çünkü mantık 'Ben dürüst olmak istiyorum' demektir

Bu nedenle ki mantıklı olmayan insanlara da, mantıklı olmayan toplumlara da

Mantıklı olmayan ülkelere de, mantıklı olmayan devletlere de

Mantıklı olmayan hukuka da güvenilmez,

Bir elinde akıldışı-ahlakdışı moda

Bir elinde ahlakdışı-bilimdışı siyaset

Ezbere, mantıksız, bilinçsiz, tutarsız, insanlıkdışı yaşıyor insanlık

Sözcüklerin ve tanımlarım doğru anlamlarından uzaklık içinde insanlık

Demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, adaleti ahlaka ve bilime aykırı şeyler

Yapmak serbestliği 

Demokrasiyi siyaset ile yönetilmek

Adaleti hukuk sanıyor

Oysa siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünya

Hukuk da siyasetin yaptıkları, siyasetin istedikleri yani hukuk da ahlakdışı-bilimdışı dünya

Bu nedenle ki Batıda ahlakdışı ve bilimdışı herşey serbest

Oysa demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet 

'Önce ahlak ve bilim' diyen Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi,

'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Çünkü ahlak beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrenin nitel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran en büyük nitel fark

Bilim beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrenin nicel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran en büyük nicel fark,

'Cuma' deniliyor da

'Cu' ne demek bilen var mı

'Cumhuriyet' deniliyor da

'Cumhur' sözcüğü 'Halk, topluluk' demek de

'Cu' ne demek, bilen var mı

Bence doğruları 'Cüma', ve 'Cümhür', ve 'Cümhüriyet' onların

'Cü' sözcüğü 'Cümle' yani 'Herkes' anlamında

Ve 'Hür' sözcüğü de 'Hürlük' demek

Demek ki başkalarının dili, sözcükleri ile mantık, tutarlılık olmuyor

Öyle ki 'Hürlük' sözcüğü 'Özgürlük' değil 'Serbestlik' demek

Çünkü 'Özgürlük' sözcüğü 'Özün gür gelişimi' demek

İnsanın ve insanlığın doğru özü de 'Ahlak' ve 'Bilim'dir

Yani 'Özgürlük' tanımı 'Ahlaka ve bilime uygunluk', 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Yani 'Özgürlük' sözcüğüne yalnızca bedenin sağlıklı olması değil

Ruhun, beyinin de ahlaklı ve bilimsel olması dahil

Oysa 'Serbestlik' sözcüğü 'Serilmek' yani 'Bedenin serilme'si anlamında

Görülüyor ki dil çok önemli

Ve Türkçesi de dil de, özgürlük de, mantık da, demokrasi de olmuyor,

'Cumhuriyet bayramı' kutlanıyor da

Türkiye'de 'Cumhuriyet' tanımı 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek, bilen var mı

Çünkü Atatürk 'Önce ahlak ve bilim

Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın'ı öğretti, öğütledi

Ancak ahlakdışı pilajlardan(pılajlardan, plajlardan), ahlakdışı moda serbestliğinden

Zina, genelev, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, ahlakdışı otel, ahlakdışı işyeri serbestliğinden

Astroloji, medyumluk, falcılık serbestliğinden görülmekte ki

Birileri 'Cumhuriyet'i 'Ahlakdışılık ve bilimdışılık serbestliği' olarak anlamakta

Tıpkı Ramazan bayramı, ve Kurban bayramı dini inanç tatililerinde

Sütyen-külot, dişi-erkek, çocuk-yetişkin, karışık

Ahlakdışı pilajların doldurulması gibi mantıksızlık, tutarsızlık, bilinçsizlik durumu,

'Cumhuriyet bayramı' deniliyor da

'Cumhuriyet'in Atatürk'teki, Atatürkçü tanımı nedir, bilen var mı

Ahlakdışı insanların da, bilimdışı insanların da 'Cumhuriyet bayramı'nı kutlamıyorum

Batıda 'Cumhuriyet' ahlakdışılık ve bilimdışılık serbestliği ya da egemenliği olabilir

Ancak felsefede, bilimde, mantıkta, akıl-ruh sağlığında, demokraside, laiklikte, özgürlükte

Adalette, dinde, medenilikte 'Cumhuriyet' tanımı

'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Akıldışılıktır, akıltutulmasıdır(akıl tutulmasıdır) ahlakdışı-bilimdışı insanların

Ahlakdışı giyinenlerin

Astrolojiye inananların 'Cumhuriyet 

Bayramı'nı kutlamaları

İşte böyle böyle yok oluyor, yıkılıyor

'Önce ahlak' demek olan Türklüğün Türkiyesi

Atatürk düşmanları da, Batı da değil toplumdaki mantıksızlık yıkıyor, yok ediyor

'Önce ahlak ve bilim' üzerine kurulu Gerçek Türkiye'yi

Ve Atatürkçülük sözdekalıyor(sözde kalıyor)

'Cüm' hür de, 'özgür' değil,

Önce 'Cumhuriyet' sözcüğünün Türkçesini bulun

Sonra ahlaklı ve bilimsel olun

Sonra 'Cumhuriyet bayramı'nı kutlayın

Türkiyede ve Türkçede bayramlar böyle kutlanır

Atatürk 'Benim dediğim herşeyi, benim yaptığım herşeyi yapın' demedi

'Ahlakın ve bilimin dediği, istediği herşeyi yapın' dedi

Ve Arabça 'Cumhuriyet' ile 'Türk bayramı' kutlamak çok büyük mantıksızlık

Ne işe yarıyor bu ülkedeki 200 üniversite

Topluma Türkçe öğretmiyorsa

Ve 'Cumhuriyet' değil o, 'Cümhüriyet'

Ve siyaset ile 'Cumhuriyet' bayramı kutlanılmaz

Çünkü siyaset toplumu bölmek ve insanları birbirlerine düşman etmek demek

Oysa cumhuriyet 'Birlik, toplanmak, topluluk' demek.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.10.22/04.06


YETİŞİN İLAHLAR (ŞİİR)

 Ben peygamberleri 'Önce vicdan, ahlak, ve bilim' diyen insanlar bilirim

Ben dini

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, 

Sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen 

Din hadisileri'nin tanımı bilirim,

İnsanlığı 

Özel sektör köleliğe yönlendiriyor

Siyaset düşmanlığa

Sıpor(Spor) vahşete

Astroloji deliliğe

Moda fahişeliğe,

Yetişin ilahlar

Kurtarın insanlığı

Eğer gerçekten varsanız

İnsanlık sizi göreve davet ediyor

Yoksa sizi onurlandıracak hal kalmayacak insanlıkta,

Yetişin ilahlar

Eğer gerçekten varsanız

Dünya sizi göreve davet ediyor

Yoksa sizi gururlandıracak hal kalmayacak dünyada.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.10.22/17.40


27 Ekim 2022 Perşembe

YA HALK YA DA HÜKÜMET YA DA DEVLET İNSANLARI TAHRİK EDERSE (ŞİİR)

 'Demokrasi' savım ki siyasete, hükümete, devlete boyuneğmek(boyun eğmek)

Değil izinsiz 'Demo' yani 'Gösteri' 'krasi' yani 'gücüdür/hakkıdır'

Yani işin özü, özeti, kısacası, açıkçası ki 'İzinsiz gösteri hakkı olmayan ülkede

Demokrasi yoktur'

Ancak bu 'Gösteri hakkı' ahlaka ve bilime karşı değil, ahlak ve bilim için olmalıdır

Yani ahlaksızlık ya da bilimdışılık için gösteri demokrasi değil, demokrasi düşmanlığıdır

Çünkü 'Demokrasi' ahlakçılık ve bilimselliktir de

Siyaset ve siyasetçiler önce bunu anlamalı

Bu durumda anlaşılır ki henüz dünyanın hiçbir ülkesinde demokrasi yoktur

Zaten siyaset ile yönetilen ülkelerde demokrasi olmaz çünkü siyaset toplumu bölmek

İnsanları birbirlerine düşman, karşıt, hasım, kindar etmek üzerine kurulu

Ahlakdışı, bilimdışı, insanlıkdışı dünyadır,

Önce mantık

Çünkü mantık gerçeğe, doğruya, dürüstlüğe, ve akıl-ruh sağlığına giden yolun başıdır

Adalet, demokrasi, laiklik, din, özgürlük, akıl-ruh sağlığı 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demektir

Çünkü adalet, demokrasi, laiklik, din, özgürlük, ve akıl-ruh sağlığı 'Doğru' olan ise

Doğrunun merkezi ahlak ve bilimdir

Çünkü ahlak ve bilim insanı hayvandan ayıran en üstün özelliklerdir

Yani ahlaka ya da bilime aykırı hukuk ne doğru hukuktur, ne adalettir, ne demokrasidir

Ne dindir,

Ceza kanunu'nda 'Halkı tahrik' suçu diye bir suç

Yani 'Halkı ayaklandırmaya yöneltmek' içerikli bir suç var

Ve bu suç tuhaf ki yalnızca 'Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı

Özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik

Etmek' suçunu içermekte

Oysa bu suça ilk önce halkı 'Cumhuriyete yani demokrasiye yani laikliğe

Yani ahlaka ve bilime karşı tahrik etmek, ve ayaklandırmak' durumu dahil olmalı

Çünkü asıl tehlike budur çünkü zaten demokrasi olmazsa öteki herşey de olur

Belli ki hukuku yaptıran siyaset de, hukuku yapan hukukçuluk da bu suçu anlamamış

Savım ki bu suç 'Cumhuriyet'e yani 'Demokrasiye ve laikliğe' yani 'Türkiye cumhuriyeti'nin

Temellerine karşı halkı tahrik etmek' durumunu ve koşulunu içerir yani siyasi bir suçtur

Yani örnek ki halkı enflasyona ya da işsizliğe ya da ahlakdışılığa ya da bilimdışılığa

Ya da hükümetin ya da devletin ahlaka ve bilime aykırı kararlarına ya da eylemlerine karşı

Halkı tepki göstermeye çağırmayı içermez

Yani bu suç demokratik istekleri ve eylemleri suç saymaz

Siyasetçilerin ve hukukçuların bunu anlamaları gerekir,

Peki ya halk ya da hükümet ya da devlet insanı ya da insanları tahrik ederse ne olacak

Örnek ki putlara tapan, ilahına insan kurban eden, kölecilik yapan, fala inanan

Bilimdışı bir halk bilimsel insanı tahrik ve taciz eder

Ya da çırılçıplak gezen, ortalıkta sevişen, ahlak-edeb-utanmak tanımayan

Zinanın, fuhuşun, eşcinselliğin serbest olduğu ahlakdışı bir halk ahlakçı insanı tahrik

Ve taciz eder

Ne yapsın yani, bilimsel ya da ahlakçı bu insanlar halka

Ve bu bilimdışılıklara ya da ahlakdışılıklara serbestlik, izin veren hükümete

Ya da siyasete tepki göstermesinler mi,

Peki o zaman

Vatanın Batılı işgalcilerce işgal edilmesine izin veren Osmanlı padişah'ına

Tepki gösteren, ve halkı işgalcilere karşı ayaklanmaya çağıran Mustafa Kemal'in

Putlara tepki gösteren, ve halkı putçuluğa karşı ayaklanmaya çağıran Abraham'ın(İbrahim'in)

Kız bebekleri diri diri toprağa gömdürtüp öldüren puta tapıcılığa karşı çıkan

Ve halkı putçuluğa karşı ayaklanmaya çağıran Muhammed'in

'Dünya dönüyor' deyip, dünyanın bir öküzün boyunuzlarında(boynuzlarında)

Ve bir tepside olduğuna inananlara karşı tepki gösteren

Ve halkı bu bilimdışı inança(inanca) karşı ayaklanmaya çağıran Galileo'nun ne önemi kalır,

Yani halkı tahrik etmek suç da, insanları tahrik etmek serbest mi

Halk ya da hükümet ya da devlet bilimsel ya da ahlakçı bir tek insanı bile

Bilime ya da ahlaka aykırı halleri ile tahrik ve taciz ederse ne olacak

Hükümet ya da devlet demokrasiye, laikliğe, ahlaka, bilime aykırı kararlar alırsa ne olacak

Başka örnek ki ahlakdışı moda türü ahlaklı pekçok insanı tahrik ve taciz edebilir

Astroloji, falcılık, medyumluk serbestliği bilimsel pekçok insanı tahrik ve taciz edebilir

İşsizlik, yoksulluk, yokluk, hayat(yaşam) pahalılığı gibi şeyler de insanı tahrik ve taciz edebilir

Halkı ahlakdışılığa ya da bilimdışılığa karşı tepki göstermeye ya da ayaklanmaya çağırmak

Suç ise

O zaman tüm peygamberler de, tüm ulusal kahramanlar da suçlu durumda olmaz mı

Unutulmasın ki tarih de, din de tahrik ve taciz olan bir tek insan sayesinde ilerledi hep

Gerçek ki halkların da, insanların da bilimdışılığa ve ahlakdışılığa tepki göstermek hakları da

Ayaklanmak hakları da vardır

Yoksa tarih ilerlemez, insanlık ilerlemez

Ve dünya asla insanca olmaz,

Gerçek ki 'Halkı tahrik, ve ayaklanmaya çağırmak suçu' yalnızca cumhuriyete

Yani demokrasiye yani ahlaka ve bilime karşı tahrik ve ayaklanma durumunu içerir,

Mantıksız hukuk doğru hukuk değildir

Mantıksız hukuk adalet değildir

Mantıksız hukuk demokrasi değildir

Mantıksız hukuk din değildir

Önce mantık.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.10.22/06.11

22 Ekim 2022 Cumartesi

BUNLAR ÜNİVERSİTE MEZUNU MU (ŞİİR)

 Ülkeleri demokrasi ve özgürlük adları altında siyaset yönetmekte

Oysa demokrasi de, özgürlük de ahlakçılık ve bilimsellik demek

Ahlakdışı ve bilimdışı dünya olan siyaset ise

Herşeyi kendine göre yorumlamakta, kendine göre değiştirmekte

Sözcüklerin anlamlarını kendi dünyasına, kendi çıkarlarına göre değiştirmekte

Siyaset örnek ki ahlakdışı-bilimdışı dünyasını demokrasi ve özgürlük olarak göstermekte

Ahlakdışı-bilimdışı yasalarını hukuk, adalet olarak göstermekte

Üniversiteyi 'Evrensellik, ahlakçılık, mantıkçılık, bilimsellik, insanlık

Düşünürlük(Filozofluk), alimlik, alimelik, bilgelik öğreten yer' olmak anlamından çıkarıp

Meslek lisesi gibi meslek, iş, para kazanma yolu öğretilen 'Fakülte' durumuna getirmekte

Bu nedenle ülkeler siyasetten biran(bir an) önce kurtarılmalı

Ve ahlakçılık ve bilimsellik demek olan demokrasi ve özgürlük yönetimine geçilmeli

Yoksa dünyada asla akıl-ruh sağlığı, barış, huzur, güven, birlik olmaz,

Ortalıkta bikini diye sütyen-külotla, mini etek diye apışarasız külotla

Tayt pantolon diye kalın külotlu çorapla, mini şort diye külotla geziyorlar

Zinayı, fuhuşu, eşcinselliği, çıplaklığı, ahlakdışılığı, utanmazlığı savunuyorlar

Bunlar üniversite mezunu mu

Değiller çünkü 'Üniversite' demek ahlakçılık demek,

Sigara, içki içiyorlar

Bunlar üniversite mezunu mu

Değiller çünkü 'Üniversite' demek sağlıkçılık demek,

Cinlere, perilere, fala, büyüye, astrolojiye inanıyorlar

Bozulan cihazlarını dua ile onarmaya çalışıyorlar

Hastaları dua ile iyileştirmeye çalışıyorlar

Bunlar üniversite mezunu mu

Değiller çünkü 'Üniversite' demek bilimsellik demek,

Budha'yı kadın, yer fıstığının ağaçta yetiştiğini, köselenin ağaçtan üretildiğini sanıyorlar

Bunlar üniversite mezunu mu

Değiller çünkü 'Üniversite' demek genel kültür demek,

Siyaset adı altında toplumu bölüyorlar, insanları ve ülkeleri birbirlerine düşman ediyorlar

Bunlar üniversite mezunu mu

Değiller çünkü 'Üniversite' demek dostluk, iyilik, yardımseverlik, vicdan, merhamet demek,

Ne ahlak tanırlar ne bilimsellik

Bunlar üniversite mezunu mu

Ne mantıkları var, ne genel kültürler

Bunlar üniversite mezunu mu

Hayır, değiller

Hayır, değiller

Çünkü 'Üniversite' demek 'Bilginin evrensel zirvesi' demek

Yani evren üniversiteden sorulur,

Ne işi var üniversitelerde modacılığın, turizımcılığın(turizmciliğin), nalbantlığın, arıcılığın

Sütçülüğün, tavukçuluğun, inekçiliğin, balıkçılığın

Konfeksiyonculuğun, dokumacılığın, yabancı dil öğretmenin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı doğru, bilimsel, evrensel

Din tanımının tanımladığı din yerine

Din hadisileri'nin din tanımına aykırı dini inançlar öğretmenin

Siyaset denilen vahşiliğe, ve özel sektör denilen sömürüye kölelik, uşaklık öğretmenin

Tanıtımcılığın(Reklamcılığın), siyasetçiliğin, kapitalistliğin, muhasebeciliğin, işletmeciliğin, 

Müzikçiliğin, çalgıcılığın, resimciliğin, heykelciliğin, dansözlüğün, tiyatroculuğun

'Üniversite' demek meslek sahibi, iş sahibi olmak değil düşünür, alim, alime, bilge olmak 

Demek,

Gerçek ki dünyanın hiçbir ülkesinde 'Üniversite' yok

Üniversite değil onlar 'Fakülte'

'Fakülte' sözcüğü 'Kolej' anlamına gelen, Fıransızcadaki(Fransızcaki) 'Fac' sözcüğünü

'Kolaylık' anlamına gelen, 'Faci' sözcüğünü içermekte

Yani 'Fakülte' demek 'Toplumların sorunları' demek

Oysa 'Üniversite' demek 'Evrenin sorunları' demek

Ancak akıldışı-ahlakdışı-bilimdışı-insanlıkdışı dünya türü olan siyaset fakülteleri

'Üniversite' diye yutturmakta

Bu nedenle ki binlerce üniversite olan dünya cehalet, mantıksızlık, ahlakdışılık, bilimdışılık

Barbarlık, vahşilik, insanlıkdışılık, akıldışılık içinde,

Hayır ey insan hayır

Diplomanda 'Üniversite' yazıyorsa

Ahlaklı, bilimsel, ve genel kültürlü değilsen üniversite mezunu değilsin

Üniversite diplomanda 'Fakülte' ya da 'Yüksel okul' yazıyorsa da üniversite mezunu değilsin

'Üniversite diploması'nda yalnızca 'Üniversite' yazar

Ve 'Üniversite' iş sahibi-sahibesi insan değil

Evrensel, ahlakçı, mantıklı, bilimsel, vicdanlı, merhametli, yüksek genel kültürlü

Düşünür, alim, alime, bilge insan yetiştirir

Bu nedenle ki hadisler 'Din ahlak ve bilimdir, ahlak ve bilim yoksa din de olmaz' diyor

'Bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin'

'Bilim öğrenmenin sevabı kırk yıl ibadetin sevabıdır'

'Gerçek insan ikidir: Alim ve öğrenci, bunların arasında(dışında) olan insanda hayr yoktur'

'Peygamberlerin varisleri alimlerdir' diyor, siyasetçiler, imamlar, tarikatlar, cemaatler değil,

'Üniversite mezunu'nun ahlakdışı-bilimdışı şeylerle de

Ahlakdışı-bilimdışı yerlerde de işi olmaz

'Üniversite mezunu' toplumuna, insanlarına, insanlığa 'Ahlak, bilim, mantık, vicdan

Merhamet, medenilik' ile 'Doğru örnek insan, doğru önder/lider insan' olur

Ahlakdışılığın ya da bilimdışılığın değil,

Binlerce üniversite olan dünyanın akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı-barbar durumu

Ve üniversitelerden düşünür, alim, alime, bilge fışkırmaması durumu

Göstermekte ki ülkeleri yöneten siyaset dünyası

'Üniversite' adı altında cehalet, bilimdışılık, ahlakdışılık, insanlıkdışılık

Yani 'Üniversiteye ihanet' öğretmektedir,

Bunlar üniversite değil

Bunlar fakülte, yüksekokul yani 'Meslek yükseklisesi'

Bilimdışı-ahlakdışı dünya türü olan siyaset 'Üniversite' adı altında 'Büyücülük' bölümü de

'Fahişelik bölümü' de açabilir

Bakın kendisine 'Çağdaş, uygar, medeni, eğitim merkezi, üniversite merkezi' diyen Batıya

Zina, fuhuş, porno, eşcinsel evlilik, ensestlik, pedofili, zoofili, çıplaklık, çok karılılık

Çok kocalılık, ortalıkta cinsel ilişki, astroloji, medyumluk, falcılık, uyuşturucu' gibi

'Üniversite' kavramına aykırı ne varsa serbest,

Bu nedenle ki sözde 'Üniversite diploması'larınıza 'Üniversite diploması' gözü ile değil

'Fakülte, yüksekokul, meslek yükseklisesi' gözü ile bakın

Çünkü 'Üniversite' kavramı da, evren de, tarih de, gerçekler de, doğrular da öyle bakıyor

Ben de öyle bakıyorum,

Bilin ki biryerde ahlakçılık ve bilimsellik yoksa

Orada demokrasi de, laiklik de, özgürlük de, medenilik de, adalet de, akıl-ruh sağlığı da

Üniversite de yoktur

Çünkü bunların temel ölçütü, temel koşulu 'Ahlakçılık ve bilimsellik'tir

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi

Çünkü ahlak beyinin, akıl-ruh sağlığının, mantığın, insanlığın, evrimin, ve evrenin

İnsani nitel zirvesidir, ve insanı hayvandan ayıran nitel en üstün farktır

Bilim de ahlak beyinin, akıl-ruh sağlığının, mantığın, insanlığın, evrimin, ve evrenin

İnsani nicel zirvesidir, ve insanı hayvandan ayıran nicel en üstün farktır,

Durum ki siyaset denilen akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünya türü

Herşeyin içineetmekte(içine etmekte), ve insanlığı, dünyayı, herşeyi kötüye götürmektedir

Bu durumdan kurtulmanın tek yolu da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi

'Ahlak'a ve 'Bilim'e sarılmaktır

Batıya ya da Doğuya ya da siyasete ya da ekonomiye ya da silaha sarılmak değil.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.10.22/03.46

20 Ekim 2022 Perşembe

SİYASETİN KENDİSİ DEZENFORMASYON DURUMU (ŞİİR)

 Türkiye'de durum ki akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir merkez

Türkçe düşmanlığı, mantıksızlık, ve vahşilik

Bir merkez de Türkçe düşmanlığı, mantıksızlık, ve cinsel ahlaksızlık pompalamakta

Yani ortak yönleri Türkçe düşmanlığı

Ancak bir merkez bunu bilinçli olarak, Arablaşmayı başarı sanarak

Bir merkez de bilinçsiz olarak, haz olarak, Batılılaşmayı başarı sanarak yapmakta

Birinin dinin dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin din tanımını

Birinin de demokrasinin, laikliğin, ve özgürlüğün ahlakçılık ve bilimsellik

Batının ise ahlakdışı ve bilimdışı dünya türü olduğunu

Ahlakın beyinin insani nitel zirvesi

Bilimin de beyinin insani nicel zirvesi olduğunu bilmediği açık

Yani birileri Batıya benzedikçe, birileri de Araba benzedikçe bayram etmekte

Oysa doğru olan şey birilerine benzemek değil ahlaklı ve bilimsel olmaktır

Bu nedenle ki Muhammed 'Din ahlak ve bilimdir, ahlak ve bilim yoksa din de yoktur'u

Atatürk de 'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin'i öğretti

Siyaset ise ahlakı ve bilimi umursamayan laylaylom dünyadır

Açık ki bir merkez dinin Arablaşmak değil, dini tanımlayan Din hadisileri'nin

Din tanımı olduğunu

Bir merkez de demokrasinin Batılılaşmak değil ahlakçılık ve bilimsellik olduğunu bilmiyor,

Bu iki merkez

Üstelik de Türkçe karşılıkları varken

'Hijyen, etik, misyon, vizyon, performans, aktivite, aktivasyon' gibi Batıca sözcüklerini

Kullanmakta

Ancak Arabçı olan merkez yine Türkçe karşılıkları varken 'Kıyafet, fikir, bahsetmek

Bariz, devasa, kadim, farzetmek, faaliyet, mesela, misal, münasip, mütemadiyen

Lazım, mecbur, netice, muhakkak, nihayet, kıymetli, mülakat, mühim, mükafat

İlave, kabiliyet, istikbal, ihtar, ihtimal, imtihan, hassas, istirahat, istikamet' gibi

Arabça sözcükleri kullanmakta, ve kullandırmaya çalışmakta

Oysa hem kendi dilini kullanmayan insan da, toplum da yanlış yoldadır

Hem kendi dilini kullanmayan insan ve toplum düşünsel eksiklik içinde olur

Hem de Türkçe düşmanlık Türkiye'ye düşmanlık durumu olur,

Şimdi bir de Fıransızca/Fransızca sözcük olan 'Dezenformasyon'lu

'Dezenformasyon yasası' diye bilinen yasa geldi

Türkiye'deki, Türkçeye yönelik ilgisizlik, dikkatsizlik, sorumsuzluk gibi şeyler

İletişim bakanlığının yayınlamakta olduğu 'Dezenformasyon bülteni' adlı şeyde de

Acı biçimde görülmekte

Yani hem 'Dezenformasyon', hem 'Bülten' sözcüğü, ve ikisi de Fıransızca

Tuhaf ki Osmanlı imparatorluğu'nun son dönemlerinde de Fıransızca hayranlığı oluşmuştu

Ancak siyaset/politika denilen şey unutmamalı ki siyasetin kendisi de 'Dezenformasyon'dur

Çünkü siyaset hem beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin temel koşulları olan

Ahlaka ve bilime aykırı dünya durumundadır

Hem de siyaset toplumu bölmek, insanları birbirlerine düşman etmek

Ve toplumu yanıltmak, öyle ki kandırmak üzerine kurulu dünyadır

Örnek ki kendisine 'Dinli' denilen bu toplum mu zinanın, genelevlerin

Ahlakdışı pılajların(plajların), eşcinselliğin, eşcinsel evliliğin serbest olmasını istiyor

Yoksa siyaset mi bunları dayatıyor,

Gerçek ki siyaset demokrasiye, özgürlüğe, adalete, akıl-ruh sağlığına, insanlığa aykırıdır

Bu nedenle de yasaklanmalıdır

Türkiye de, tüm dünya da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Ahlak ve bilim' ile

Yönetilmelidir

Tek doğru yol, tek çözüm, tek medenilik, tek insanca dünya durumu budur

Durum ki siyasetli günler Türkiye'nin de, dünyanın da

Karanlıkgünleri(Karanlık günleri) durumudur

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Ahlak ve bilim'de birleş

Ahlakı, bilimi, ve Türkçeyi koru ve geliştir


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 21.10.22/02.50


18 Ekim 2022 Salı

HERYERDEN CEHALET AHLAKSIZLIK VE VAHŞİLİK FIŞKIRIYOR DURUMU (ŞİİR)

 Binlerce üniversite olan 21. yüzyılın

Çocuklara sunulan insan modeli alim, alime, bilge insan türü değil

Ne yazık ki ahlaksız, utanmaz, barbar, vahşi insan türüdür

Durum ki siyaset hükümdarlıktaki kanbağının(kan bağının), soyun yerini

Seçim sandıkı(sandığı) denilen şeyin almasıdır

Yani durum ki siyaset seçim sandıkılı(sandıklı) olsa da hükümdarlıktır, diktatörlüktür

Diktatörlüğün temel özelliği de ahlakdışı ve bilimdışı bir dünya türü olmasıdır

Görülmekte ki siyaset de ahlakdışı-bilimdışı dünya türüdür

Çünkü ahlakdışı-bilimdışı herşeye izin vermekte, yandaşlık yapmakta, destek olmakta

Yoksa örnek ki hiçkimse ortalıkta sütyen-külot gezemez,

Bir ülkenin ya da toplumun siyaset ile yönetilmesi demek

O ülkenin ya da toplumun akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışılıktan oluşan bir fanusun

Ya da kavanozun içine kapatılması gibidir

Çünkü siyaset durum ki toplumları bölmek, ve insanları birbirlerine düşman etmek

Ve bu durumdan çıkar sağlamak üzerine kurulu

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünya türüdür

Bu nedenle ki siyaset ile yönetilen ülkelerde ya ahlak ya bilimsellik olmamakta

Ki ahlak da, bilim de medeniliğin yani insanca insanlığın temel koşullarıdır(şartlarıdır)

Çünkü ahlak hem beyinin, insanlığın, ve evrenin nitel en zirvesidir

Ve insanı hayvandan ayıran nitel en üstün farktır

Bilim de hem beyinin, insanlığın, ve evrenin nicel en zirvesidir

Ve insanı hayvandan ayıran nicel en üstün farktır

Bu durumda açık ki siyaset ile yönetilen bir ülkede durum ahlaka ya da bilime

Uygun olmaz ki zaten siyasetin ahlaktan ya da dinden anladığı şey de

'Herkesin siyasi iktidar gibi düşünmesi'dir

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi,

Demokrasi ahlak ve bilim yönetimidir ancak siyaset bunu anlamıyor

Adalet hukuk yani siyasetin yaptığı birşey değil bilimsellik ve ahlakçılıktır

Ancak siyaset bunu anlamıyor

Özgürlük serbestlik değil ahlakçılık ve bilimselliktir, ancak siyaset bunu anlamıyor

Ahlak töre, gelenek, görenek değil beyinin yani anlakın(zekanın), usun(akılın)

Mantığın nitel zirvesidir ancak siyaset bunu anlamıyor

Din töre, gelenek, görenek değil, dini tanımlayan Din hadisileri'nin 'Din mantık, ahlak, bilim

Vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik

İsrafsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' dediğidir, ancak siyaset bunu da anlamıyor

Bu nedenle örnek ki Batıda 'Demokrasi, hukuk, özgürlük, ahlak, din' adları altında

Zina, fuhuş, porno, eşcinsel evlilik, ensestlik, pedofili, zoofili, çıplaklık, eş değiştirmek

Çok kocalılık, çok karılılık, uyuşturucu, astroloji, falcılık gibi

Ahlaka, bilime, akıl-ruh sağlığına, ve insanlığa aykırı herşey serbest

Çünkü siyaset herşeyi gerçeklere ve doğrulara göre değil

Kendi akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünyasına göre tanımlar, yorumlar, ister,

Bu nedenle ki dünyaya, insanlığa heryerden

Cehalet, ahlaksızlık, ve vahşilik fışkırıyor,

Cehalet durumuna örnek ki bilimdışı şeylere, astrolojiye, fala, medyuma inanan üniversite

Mezunuları

Çamaşır makinasını(makinesini), buzdolabını, bilgisayarı dua ile onarmaya(tamir etmeye)

Hastalıkları dua ile iyileştirmeye çalışan üniversite mezunuları var

Çünkü ülkeleri siyaset yönetiyor, siyasetin yönettiği ülkelerde eğitim, üniversite

Mezunuluğu da böyle oluyor,

Ahlaksızlık durumuna örnek ki bikini diye ortalıkta sütyen-külot, mini şort diye külot

Tayt pantolon diye daracık içlikle ya da külotlu çorapla dolaşmak

Ve eşcinsellik

Ahlaka aykırı giyimlilerli Tv dizisi, sinema, müzik dünyası,

Vahşilik durumuna örnek ki barbar, vahşi Tv dizisi, sinema, çizgi filım(filim, film), sıpor(spor)

Ve bilgisayar oyunu dünyası,

Durum ki binlerce üniversite olan 21. yüzyılda dünyaya ve insanlığa

Alimlik, alimelik, bilgelik değil

Cehalet, ahlaksızlık, ve vahşilik fışkırmakta

Bunun nedeni de dünyayı Muhammed'in de, Atatürk'ün de istediği gibi 'Ahlak ve bilim'in

Değil, akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünya türü olan siyasetin yönetmesidir

Çünkü tüm bunlara siyaset izin, serbestlik veriyor,

Gerçek ki insanca dünya, insanca hayat(yaşam)

Ancak Muhammed'in, ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Ahlak ve bilim' ile oluşur

Bu nedenle insanlık insanlıkdışı bir dünya olan siyaset ile yönetilmeyi bırakmalı

Ahlak-Bilim yönetimi türüne, Ahlak-Bilim devleti türüne geçmelidir,

Ya ahlak ve bilim başa

Ya kuzgun leşe

Farklılıklarda değil ahlakta ve bilimde toplanın

Farklılıklarda değil ahlakta ve bilimde birleşin.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 19.10.22/09.07

16 Ekim 2022 Pazar

DEZENFORMASYON YASASI DEĞİL AHLAKSIZLIK YASASI GEREKLİ SAVIM (ŞİİR)

 İnsanlığın 21. yüzyılda da temel sorunu sözcüklerin doğru anlamlarını bilmemektir

Bu nedenle benim birinci görevim, birinci işim

Sözcüklerin doğru anlamlarını öğretmektir

Dünyadaki binlerce üniversite bile sözcüklerin doğru anlamlarını öğretmemekte

Örnek ki felsefe diye, 'Konulardaki ve sorunlardaki tüm olasılıkları tarafsızca ve dürüstçe

Araştırmak ve sunmak bilimi' tanımı değil

'Felsefe tarihi, felsefecilerin sözleri' falan öğretilmekte

Demokrasi diye, 'Ahlakçılık ve bilimsellik yönetimi' tanımı değil 'Siyaset, siyasi parti

Siyasetçilik, siyasi parti yönetimi' öğretilmekte

Özgürlük diye, 'Ahlakçılık ve bilimsellik' değil 'Serseriliğin kardeşi olan serbestlik

Yani ahlakdışılık ve bilimdışılık' öğretilmekte

Adalet diye 'Ahlakçılık ve bilimsellik' değil ahlakdışı-bilimdışı dünya olan siyasetin yaptığı

Yasala(Kanunlar), hukuk öğretilmekte

Din diye, dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımı değil

'Gelenekler, görenekler, töreler' yani Din hadisileri'nin din tanımına aykırı şeyler 

Öğretilmekte,

İnsanlık gerçeklerden ve doğrulardan

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünyalar olan siyaset ve moda yüzünden

Öylesine uzaklaştırılmış ki Türkiye'de, siyasi iktidarın yaptığı ve 'Dezenformasyon yasası'

Diye bilinen yasadaki 'Yalan, doğru, gerçek' sözcüklerine bile

'Kime göre yalan, kime göre doğru, kime göre gerçek?' gibi saçmasapan, abuksubuk

Tepkiler, itirazlar yapılmakta ki bu ülkede binlerce lise, 200 üniversite var ve

Anlaşılmakta ki bu liseler ve üniversiteler daha ya 'Gerçek ne, doğru ne?' öğretmiyorlar

Ya da bunları yanlış öğretiyorlar yani 'Sana göre, bana göre, kime göre?'li yani

Göreliliğin safsata biçimi ile öğretiyorlar

Çünkü bilimde 'Gerçek' ve 'Doğru' sözcüklerine 'Kime göre?' sorusunu sormak

Ya cehalettir ya anlak(zeka) düşüklüğü durumudur çünkü 'Gerçek' tanımı 'Bilim'e göredir

'Doğru' da ahlaka göredir

Çünkü bilim beyinin ve gerçeğin nicel zirvesidir

Ahlak da beyinin ve doğrunun nitel zirvesidir

Bu nedenle örnek ki hayvanlarda ahlak ve bilim olmaz

Yani insanlar, toplumlar, ve insanlık 'Gerçek' demenin 'Bilim', 'Doğru' demenin 'Ahlak'

Demek olduğunu öğrenmelidirler artık

Yoksa durumları havanda su döğmek, ve bostan beygiri gibi hep aynı yerde dönmek durumu

Olur ki siyasetin amaçı(amacı) da zaten 'Demokrasi' diye bu durumları yutturmaktır

Yani 'Yanlış' denilince 'Bilime ve ahlaka göre yanlış'ı insanlar, toplumlar, ve insanlık

Siyaset diktatörlüğüne ve cehaletine karşın(rağmen) öğrenmek zorundalar artık,

'Dezenformasyon yasası' denilen şey demek ki kendine ölçü, ölçüt, pusula, önder, lider

Olarak 'Ahlak'ı ve 'Bilim'i alırsa doğru olur yoksa yanlış olur

Yani ahlaka ve bilime aykırı şeylere karşı olmak zaten akıl-ruh sağlığının da, demokrasinin de

Laikliğin de, adaletin de, medeniliğin de, özgürlüğün de görevidir

Ancak bu yasa ahlaka ve bilime aykırılıklara karşı olmak yerine yandaş ise 

Bu durumda öncelikle kendisi 'Dezenformasyon' durumu olur,

Durum ki 'Dezenformasyon' denilen şey ahlaksızlıktır yani utanmazlıktır

Yani insan ile hayvan arasındaki nitel en önemli farkın yok edilmesidir

Bu nedenle temel çözüm 'Dezenformasyon yasası' değil

Ahlaksızlığı yasaklayan 'Ahlaksızlık yasası' olmalıdır ki bunun içine ahlaksızlığın bir türü olan

Dezenformasyon da girer

Ancak bu durumda açık ki ahlakdışı moda türü de, ahlakdışı pılaj(plaj) türü de

Toplumsal alanlara ahlakdışı halle çıkmak da

Bar, pavyon, genelev, zina, eşcinsellik gibi ahlaka aykırı öteki şeyler de

Yani ahlaka aykırı herşey de yasaklanmalıdır ki bunun içine siyaset ve özel sektör de girer

Çünkü siyaset toplumu bölmek, ve insanları birbirlerine düşman etmek biçiminde 

Özel sektör de toplumun vatanını, emeğini, ve gereksinimlerini sömürmek biçiminde 

Ahlaksızlıktır,

Gerçek ki toplumlar için de, insanlık için de en büyük, en kötü dezenformasyon ahlaksızlıktır

Çünkü ahlak çökerse yalnızca demokrasi ve adalet değil akıl-ruh sağlığı da çöker

Savım ki ahlaksızlığa karşı 'Ahlaksızlık yasası' çıkarılmalı

Ve hertürlü(her türlü) ahlaksızlık yasaklanmalıdır, bundan başka genel, mutlak çözüm yoktur,

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi

Savım ki Türkiye de, tüm dünya da Muhammed'in de, Atatürk'ün de istediği gibi

'Ahlak' ve 'Bilim' ile yönetilmelidir

Yoksa ülkelere de, dünyaya da barış, huzur, güven, dostluk, birlik asla gelmez

Atatürk'e de 'Yurtta barış, dünyada barış' dedirten şey

Atatürk'ün 'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın' diyecek kadar

Ahlakçı ve bilimsellikçi olmasıdır.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 17.10.22/09.08



KUŞ DİLİ, KUŞ DİLİ CUMHURİYETİ VE EVRİM

 Dili ve toprağı olmak, her şey demek değildir; tıpkı, beyin olmadan da yaşanabileceği gibi. Yani bedeni olmak, her şey olmak demek değildir. Atatürk’ü; öğrencilere yeni Türk harflerini öğretirken gösteren fotoğrafa bakarsanız, kara tahtanın sol yanında W harfini görürsünüz; bazı baskılarında, belki göze batmasın diye budansa da. Atatürk; Türkçe’de olmayan bir harfi öğretiyor olamaz değil mi, o sırada? Anladığım o ki belki de Atatürk; Eski Türkler’de de var olan q, w, x harflerini Türkçe’ye katıp katamayacağını sınıyordu. Ve bu konuyu arkadaşlarıyla tartıştığı da anlatılmaktadır. Gerçekte bu üç harf genetiktir, her toplumda olması doğal ki öyle ya da böyle vardır da yani evrensel ve ilkeldir. Kedigillerden her hayvanın çıkarabildiği seslerdendir. Toplumları çağdaş, uygar yapan harflerden değillerdir. Belki dünya bu yüzden hala çağdaş ve uygar değildir. Vahşi seslerdendir. Daha çok şiddet içeren sözcükler için kullanılır: Box(Boks); war(savaş), sex, wow, gibi. Bu nedenle Afrika'da da yaygındırlar. İnsan ruhuna kötü etki yaparlar, bu nedenle Türkçe'ye alınmamalıdırlar... 


Türk Ulusu; Osmanlıca’yı bıraktı, yeni bir dile geçti diye halk, ulus, ülke olmaktan çıkar mı? Çıkmaz. Kendi dili yok diye Türk Ulusu; halk, ulus, devlet, ülke olamaz mı? Olur. Aynı bunun gibi de dili olan her topluluk; halk, ulus, ülke, devlet, yurt olamaz. 


Q, w, x harfleri Türk'lerin de ilk harflerindendir, bilenler bilir. Orta Asya’daki ilk Türk devletlerinde de bu harfler vardı. Ama büyük olasılıkla onlara da Çinceden geçti. Çünkü Çincede bu harfler hala vardır. Eğer bu harfler; Kürtçe’de varsa; ortada iki olasılık vardır: Kürtler ya Türk kökenlidir ya da Çin. İkisi de değilse yapay yaratılmış bir topluluktur ya da Afrika'dan doğrudan gelmişlerdir çünkü Afrika'da da bu harfleri kullanan diller var. Ama yazının icadı M.Ö. 3.000-4.000 arasında Mısır'da olduğu için ve Hiyeroglif yazısında q-w-x olarak Latin Harfleri'ne çevrilmiş hiyeroglif harflerin söyleniş olarak q-w-x harflerine benziyor olsalar da görünüş olarak hiç benzememeleri nedeniyle anlaşılan o ki Latince biçimleriyle bu harfler büyük olasılıkla, sonradan Hristiyan misyonerlerce Afrika'ya sokulmuşlardır. Kürtler ya Türk ya Çin ya da aşağı yönden gelmiş olan bir Afrika kökenli kavimdir. Türk ya da Çin kökenliyseler de sonuçta Afrika kökenlidirler çünkü kıtalar bir zamanlar Afrika merkezli bir daire olarak bitişiktiler. Sonra üçe ayrıldı tek ve dev dünya kıtası. Yani tüm kıtalar gerçekde Afrika kıtasıdır. Ama bence kıtalar genel olarak iki tanedir, ''eğer bölmek gerekirse''; Amerika kıtası ve Afrika-Asya kıtası. Avrupa kıtası da Asya kıtasına aittir; Avrupa ve Asya kıtaları tek bir kıtadır. Ama gerçekte bence dünya tek bir kıtadır; bölmek keyfi bir yaklaşımdır. Bu durumda, bu kıtasal ayrılmadan çok sonraları ilk insanlar ortaya çıktıklarından, bu durumda doğal ki dünyada ilk insan türü; üç kıtada birden ve ayrı ayrı ortaya çıkmıştır: doğu Afrika ilk insanı, doğu Asya ilk insanı ve Güney Amerika'nın doğusu ilk insanı. Eğer ki Afrika ve Asya kıtası; ilk insanların ortaya çıkışından sonra ayrılmışsa, bu durumda Türkler, Çinliler, Japonlar ve Ruslar Afrika'da da komşuydular demektir ama düşman-komşu da olabilirler doğal ki. Orta Asya’dan, Anadolu topraklarına göç eden Türkler’in yerleştikleri yerlerden biri de Doğu ve Güney Doğu Anadolu’dur. Çünkü Türkler hayvancılıkla uğraştıkları için dağlık, yaylalık yerlere göç ettiler; ovalardan ve deniz kıyılarından uzak durdular. 


Yani Türkiye'nin doğusu; Orta Asya'dan gelen Türk göçlerinden bağımsız, ayrı, uzak değildir. Doğu Anadolu’da ve Güneydoğu Anadolu’da soyadları Türkçe olanlar Türk kökenlidir. Mısır Hiyeroglif yazısı M.Ö. 3.000-4.000 yıllarına aitken Çin'de ilk yazı M.Ö. 6.000 yılına aittir. Yani Çin'de yazı, Mısır'dan çok önceleri vardı. Türklerin tarih sahnesine çıkışları ise M.Ö. 2.000 yılı falandır. Bu durumda, Çin dolaylarında da Afrika'dan ayrı, bağımsız bir ilk insan türü ortaya çıkmış olması doğaldır. Özellikle Güney Asya taraflarında günümüzde bile kuyruklu bebeklerin doğuyor olması buna kanıttır. Avrupalıların beyaz ırk olmasına karşın bembeyaz karların içinde yılın on iki ayı yaşayan Eskimoların beyaz olmaması beyaz ırkın, coğrafik değil genetik olduğunu göstermektedir; dolayısıyla Zenci ırkı da coğrafik değil genetiktir; yani Afrika insanları güneşin altında yana yana siyahlaşmamışlardır; maymundan türedikleri için siyahtırlar; yani Darwin doğru söylüyor; her insan maymundan türemiştir daha doğrusu, bir maymun türünün ta kendisidir; o yüzden öteki maymunlardan insan olmuyor günümüzde çünkü zaten insanın kendisi maymundur; yani dünyada gerçekte ''İnsan'' diye bağımsız, ayrı bir canlı türü yok. Güney Asya ülkelerinde günümüzde bile doğmakta olan kuyruklu bebek örnekleri bunun başka bir kanıtıdır. 


İnsanların ya da toplulukların bir dil konuşuyor olmaları onlara her hakkı verebilirse de devlet, ülke, ulus olma hakkı vermez. Dünyada, ‘’Kuş Dili’’ konuşan çok insan hatta topluluklar var; kuş dili, her ülkede var. Kuş Dili’ni yani Kuşça’yı, kuşlar mı konuşur? Hayır; Kuş Dili yani Kuşça konuşmak, bu dili konuşan insanları ‘’Kuş’’ ve ‘’Kuş Halkı’’ yapmaz ve onlara da ‘’Kuşistan’’ ya da bir ‘’Kuş Devleti‘’ kurmak hakkı vermez. İnsanlar ve topluluklar Mors Alfabesi ile de konuşabilirler, yazabilirler ama bu onlara ‘’Morsistan’’ devleti ya da ‘’Mors Devleti’’ kurmak hakkı vermez. Görmeyenlerin kullandıkları Braille Alfabesi vardır. Braille Alfabesi, görmeyenleri yaratmamıştır; görmeyenler bu alfabeyi yaratmıştır. Bu alfabeyi kullanmak , onu kullananları, görmeyen yani kör yapmaz. Hiç kimse kuş dili kullanıyor diye kuş, kör alfabesi kullanıyor diye de kör olmaz. Yine Binary Alfabesi vardır, bilgisayar dili yani. Binary Alfabesi ise bilgisayarı yaratmıştır. Yani yaratıcı bir dildir. Oysa kuş dili, kuşları; Körler Alfabesi de körleri yaratmaz. Şimdi Körler Alfabesi’ni kullananlar ‘’Biz ayrı bir halkız, ayrı bir devlet istiyoruz.’’ diyebilirler mi? Yine Binary Alfabesi kullananlar da kalkıp ‘’Biz Binary Alfabesi kullanıyoruz, ayrı bir halkız, ayrı bir devlet istiyoruz.’’ diyebilirler mi? Tarihte ‘’Çivi Yazısı’’ olmasına karşın hiçbir zaman ‘’Çivi Halkı’’ ve ''Çivi Devleti'' olmamıştır. Yani Kürtçe denilen dili kullanmakla Kürt olunmaz. Kürtçe konuşuluyor diye de halk, ulus, ülke, devlet olunmaz. Toplumbilim de bunların dışında da terimler vardır. Toplumbilim her kitleye halk ya da ulus demez. Yani dünyada Kuş Dili konuşan on bin ya da on milyon kişi örgütlenip silahlanıp ayaklansalar devlet kurmak için ve yirmi yıl da bu uğurda savaşsalar, kan dökseler onlara da yurt, devlet vermek gerekir. 


Sovyetler Birliği zamanında, Abd’de; Sovyetler Birliği ve komünizm aleyhine ahlaksız haberler, fıkralar ve karikatürler uydurmakla görevli bir birim vardı, Cia'nın içinde. Abd, emperyalizmin siyasi ve silahlı gücüdür; İngiltere ise felsefi gücü. Abd saldırır, yakar, yıkar, bombalar, devirir. İngiltere ise emperyalizmin felsefi, duygusal, toplumsal, insancıl, romantik, ideolojik görünümlü tuzaklar hazırlama merkezidir, örneğin; Suudi Arabistan’da ürettiği Vahhabilik Dini gibi; dinler üretir. Yeni kuramlar geliştirir; modalar geliştirir, sivil örgütlenme türleri geliştirir, boş inançlar, psikoljik takıntı ve bağımlılıklar geliştirir. Türkiye’de dinsel tv kanallarında yayınlanmakta olan ‘’sırlı ‘’ dizilerin bile başlangıç kaynağı İngiltere'deki ‘’Milkway’’ yani ‘’Samanyolu’’ adlı Tv kanalıdır. İngilizce’de Samanyolu, süt yolu anlamına gelen ‘’Milkway’’ dir. İran’daki son olaylarda İngiliz elçilik görevlileri boşuna göz altına alınmadı. ''Ben, Türkiye’nin doğusundaki halka öyle bir dil vereceğim ki devlet kurmak isteyecekler.’’ diyen de bir casus olan bir İngiliz lordudur. İngiliz casusu Lawrence’ın Arab’lara ne yaptığı ortadadır. Emperyalizmin kalesi, Abd’dir ama onun da kalesi İngiltere’dir. 


Abd ve Ab emperyalizmi (emeryalizmi/sömürgeciliği) yapay halk ve yapay devlet yaratma işini çok önceden beri yapmaktadır; Afrika çöllerini cetvelle çize çize onlarca devlet, ülke, halk yarattı. Afrika’da insanları; renk tonlarına göre bile ayırıp ayrı halklar ve devletler yarattı. Birgün de bu emperyalistleri de çizecekler ya haydi hayırlısı. Bugün Türkiye’de, bir şehirde insan, kendi bahçesinin toprağının altındaki suyu bile artezyenle, izinsiz çıkarmak hakkına sahip değil. Bazı Avrupa devletlerinde, evinizin çatısına düşen yağmur sularını bile almak hakkınız yok. Çocuğunuz bile sizin değil oralarda; hemen devlet alıveriyor elinizden. Ya çocuğunuzun fahişe, eşcinsel, psikopat, sosyopat, ahlaksız olarak yaşamasını da kabul edeceksiniz ya da çocuklarınız sizin olmayacak demektir bu. Size hak mı olmuş orada; fuhuşa batmış, uyuşturucuya başlamış çocuğunuza bağırmak çağırmak, bir tokat bile vurmak. Çünkü o tür şeyler bile orada, insanlara hak olarak görülüyor. Bu çok doğaldır çünkü yaşamını; dünyayı sömürmek, savaşa ve kana boğmak üzerine kurmuş Batı uygarlığının, insanca olmayan değerleri de baş tacı etmemesi düşünülemez. Ve bu insanlık dışı, yoz, ilkel, nicel uygarlık kalkıyor eline dünya haritası ve cetvel alıp, ‘’Sen şurada devlet kuracaksın, sen burada devlet kuracaksın.’’ diye buyruklar veriyor insanlara, topluluklara ama dünyanın öteki ucundaki sahiplendiği ıssız, küçücük, tanınmayan, bilinmeyen adacıklara bile özgürlüklerini, bağımsızlıklarını vermiyor. İnsanlara, evlerinin çatılarına düşen yağmur suyunu bile vermiyor. İnsanlara, öz çocuklarını bile vermiyor. Geçenlerde; bir Avrupa devletinde mahkeme, bir aileden çocuğu ‘’Siz buna kötü davranıyorsunuz.’’ diye alıp eşcinsel bir aileye verdiydi! İngiltere, kendinden bir okyanus ötede olan ve Arjantin’in burnunun dibindeki Falkland Adaları’nda hak iddia ediyor ve bunun için de insanları öldürmekten kaçınmıyor. Ama aynı İngiltere gelip Türkiye’ye; şuraları Kürtlere vereceksin, onlar Kürdistan kuracak, diyor. O Türkiye ki Batı Emperyalizmi’ne kahramanca, onurla bir savaşla kurulmuş. O Türkiye ki İngiltere’yi bile yenerek kurulmuş. Ya kimsin sen ya, elinde buralarda dünya haritası ve cetvelle dolaşıyorsun? O haritayı da cetveli de yedirirler sana burada, hala akıllanmadın mı? 


Türkiye’de, Kürdistan hayaliyle yanıp tutuşanlar bilmeliler ki böyle aşağılık, insanlık dışı, ahlaksız, onursuz, kişiliksiz, sömürgeci bir emperyalizmin tuzağına düşmektedirler. Diyelim ki Kürdistan kuruldu; emperyalizm sonra da onu dörde, beşe bölecektir. Emperyalizm, yeni bir İsrail yaratma peşindedir. Onurlu, gururlu, kişilikli her insan ve halk; emperyalizmden uzak durur. Yani devlet gibi devlet olmanın ilk koşullarından biri onurdur, dil değil, toprak değil. Çünkü insanca yaşamak için bile önce gerekli olan şey, onurdur; para, mal değil. Emperyalizme karşı büyük bir onur savaşı verip kurulan Türkiye Devleti'ne karşı ve Türkiye Halkı'na, Türk Halkı'na karşı da emperyalizmle, faşizmle iş birliği edip savaş, onurlu bir şey değildir. Bunu ancak kitabında emperyalizm, kapitalizm, faşizm, diyalektik felsefe, ekonomi politik, bilimsellik, evrim kuramı olmayanlar yaparlar. O nedenle kitabında bu kavramlar olmayanların, parti bile kurmalarına izin verilmemelidir, bırakın iktidar olmayı. Yoksa onlar da emperyalizmle birlikte ellerinde dünya haritası ve cetvelle dolaşırlar. 


Kürtçe’nin en yakın temeli Farsça’dır; yakın temeli ise eski Türk’lerdir; uzak temeli ise Çince’dir. W, x, q harfleri Kürtçe’ye Farsça’dan; Farsça’ya Orta Asya eski Türkçesi’nden;ona da Çince’den geçmiştir. Türkiye’de Kürtçe, Kürdistan hayalleri özellikle İngiltere’nin emperyalist çabalarından başka bir şey değildir. Bence; Kürtler, Kürtçe’den önce emperyalizm, faşizm, kapitalizm, diyalektik felsefe, ekonomi politik, bilimsellik ne demek onları öğrenmeliler. Türk Halkı, bunları Türkçe’den önce Osmanlıcayla öğrendi. İngilizler; ünlü İngiliz kumaşının satışlarını düşürdüğü için ünlü Hint Kumaşı üretilmesin diye Hindistan’daki Hint Kumaşı dokuma ustalarının ellerini kesmişlerdi. Bugün bile Avrupa devletlerinin, bulundukları Afrika , Asya ve Güney Amerika devletlerine baktığınızda, oralarda da kan, vahşet ve savaş ile var olduklarını görürsünüz. 


Ben; emperyalizmin verdiği bir devlette onursuz ama özgür biri olmaktansa, emperyalizme karşı savaşan bir devlette köle ama onurlu olmayı yeğlerim. Türkiye Devleti’ne, emperyalizmle olunup verilebilecek her zarar, emperyalizme yapılmış büyük bir iyilik, yardım olacaktır. Bunu da benim onurum, kişiliğim, mantığım, bilimselliğim, ruhum, gururum kaldırmaz. Emperyalizmle birlikte olmak; vahşetle, insanlık dışılıkla, mantıksızlıkla birlikte olmak demektir. Emperyalizmle birlikte olmak, bebekleri bile öldürmek demektir. Emperyalizm de, emperyalizmle iş birliği yapmak da insanlık suçudur. Emperyalizm, Irak’ı da cetvelle çizip yaratmıştı; ne oldu sonunda gördünüz. Cetvelle çizilenler, cetvelle giderler. 


Unutmayın ki Nazi Almanyası da bir devlet, ülke, yurt, halk, toplumdu; var olmak, var olmak hakkı vermez; neden ve niçin var olunduğuna bağlı. 


Türkiye’deki solcular, devrimciler, komünistler, sosyalistler; kendinizi yalnızca işçi sınıfıyla, emekle, sömürüyle, kapitalizmle, emperyalizmle, devrimle, ateizmle sınırlandırmakla yanlış yapıyorsunuz; yurda da devlete de sahip çıkmalısınız. Yıkamayacağınız şeyi; Atatürk'ün de son ana kadar yaptığı gibi korumalısınız ki yanlış güçler yıkmasın, yoksa birgün, emekçileri değil köleleri kurtarmak zorunda kalabilirsiniz ya da üzerinde barınabileceğiniz bir toprak kalmaz. Atatürkçüler, demokratlar ; kendinizi laiklikle, demokrasiyle sınırlandırmakla yanlış yapıyorsunuz. Altınızdan yurt gittiğinde oyunuza bile itibar edilmeyecektir. 


Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım, yani onurum, demiş. Vatan sizin nerenizde; ayaklarınızın altında mı, onurunuzda mı? Önce buna karar verin. 


Emperyalizmle/emperyalizmle, sömürücülerle iş birliği yapmak, onur değildir. Atatürk ve Türk Ulusu olmak kolay mı sanıyorsunuz? Hiroşima’ya, Nagazaki’ ye atom bombaları atanlar şimdi size ülke sözü veriyor öyle mi! Yeminle olsun, almam ! Batı bana Nobel verse de almam. Yeşil kart verse de almam. Batı kim ya, beni onurlandıracak? Batı önce kendini onurlandırsın. 


Evet; q, w, x harfleri Türk ve Çin kökenlidir. Bu harfler Türkçe’ye girerse, Türk ve Çin Harfleri girmiş olacak. Bu durumda, bunu; Atatürk ya da Mhp yapmış olsaydı; ırkçılıkla, şovenlikle, eskiye dönmekle suçlanabilirlerdi ama bunu Türkiye karşıtı güçler isteyince ilericilik, demokratlık oluyor öyle mi? Bu harfleri Türkçe’ye alınca hem Türk olduğunuzu kabul etmiş olacaksınız, Kürt değil de; hem de ülke Kürtlerin de olduğu bir ülkeye değil daha çok Çin’e benzeyecek Wang, Qonkg, İxen yu, v.b. Ayrıca Avrupa dillerine de benzeyecek ve yarın birgün Avrupa emperyalistleri diyecekler ki Türkler dil ve kültür olarak bizim egemenliğimizdedir. Atatürk bilmiyor muydu bu üç harfi de Türkçe’ye katmayı. Ama bu kadarının da artık Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal, bağımsız, özgür, özgün, antiemperyalist varlığıyla bağdaşmayacağını ve Türkiye Devleti’ni küçük düşüreceği için Türkçe’ye koymadı. Gerçekte istediği, hiçbir Latin harfini Türkçe’ye koymamaktı; eski Türk tarihinden harfler elde etmekti. Ama Osmanlı Kültürü’nden ve Osmanlıca’dan bir an önce kurtulup yeni Türkiye’yi yaratmak için buna zorunlu kaldı. Atatürkçüler yapabilseler, Atatürk’ün bu özlemini yerine getirebilselerdi çok iyi olurdu. Atatürk’ün ‘’ Türk Birliği’nin birgün gerçek olacağına inanıyorum.’’ sözü, bu gerçeği dile getirdiği gibi günümüzdeki, Batı tutkunu Atatürkçülerin de Atatürk’den ne denli uzak olduklarını da göstermektedir. 


Atatürk, Latin harflerini Türkçe'ye koyduğunda durum başkaydı; Atatürk yani Türkiye, emperyalizme karşı büyük bir başarı kazanmıştı, emperyalizmin boynu büküktü; Atatürk Latin harflerini alarak, Batı emperyalizminin onurunu, öz güvenini, öz saygısını, saygınlığını iyice kırmış ve ona meydan okumuştu. Çünkü muhteşem Batı uygarlığının temeli, başlangıcı sayılan Latin harflerinin barbar, cahil, aptal diye dışlanmış, aşağılanmış ve işgal edilmiş bir ülke halkınca ne denli başarılı, olağan üstü, yaratıcı kullanılabileceğini göstermek de istemişti. Doğal ki bu durum, Batının onurunu ve öz güvenini yıktı. 


Şimdi ise durum çok farklıdır. Bu saatten sonra q, w, x harflerini almak, emperyalizme, Atatürk'le yitirdiği ruhsal güveni, öz saygıyı ona tekrar kazandırmak ve emperyalizmin simgelerini ulusal simge yapmak anlamına gelecektir. Ama bu harfler Atatürk zamanında alınmış olsalardı, bu anlama gelmeyeceklerdi. Değişen ortamlar, koşullar, durumlar anlamları da değiştirir. Bu saatten sonra bu harfleri Türkçe'ye almak; Ulusal varoluşun değil emperyalizme ruhsal olarak da boyun eğişin utanç simgeleri olacaktır. Bence siyasi partiler öncelikle; emperyalizm, kapitalizm, diyalektik materyalizm, bilimsellik, ekonomi politik, ulusallık, Türkçe, Türk ne demek iyi öğrenmeliler. 


Q, w, x harfleri Kürtçenin değil bu saatten sonra artık, emperyalizme ruhsal boyun eğişin de simgeleri olacaktır. 


Önce onur, sonra bilim, sonra din. 


Emperyalizme ise hiç geçit yok. 

 

Necdet Gürçiftçi 

Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk-Türkiye bilgesi 

2009-Eylülde internette yayınlandı.


13 Ekim 2022 Perşembe

BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 326 (ŞİİR)

 'Adaletin kestiği parmak acımaz' diyorlar

Adalet kasab(kasap) ya da cellat değil

Ahlak ve bilimselliktir,

Moda, makyaj, takı, pılaj(plaj), sıpor(spor), eğlence

Beyini, akıl-ruh sağlığını, mantığı dışlamaktır

Yediklerinden, içtiklerinden zevk, haz, nefs almaya değil

Onların ne olduklarını açıklamaya yönel

Örnek ki et sana göre lezzet, keyif, haz, mutluluk demek olabilir

Oysa aminoasittir, ve sonunda helaya gider

Bununla mı mutlu olacaksan

'Ben insanım, mantıklıyım, akıl-ruh sağlıklıyım, medeniyim'

Ya da 'Dinliyim' diyorsan,

Toplumdan ve insanlıktan uzakdurmamak(uzak durmamak) için

İnsanlardan uzakdur

Çünkü insanlardaki akıldışılık-bilimdışılık-ahlakdışılık-insanlıkdışılık durumu

İnsanı toplumdan da, insanlıktan da nefret ettirebilir,

Gördükleriniz kadar güzel değil

Güzel gördüklerinizi güzel gören gözlerinizin içi

Yedikleriniz, içtikleriniz kadar güzel değil

Yediklerinizi, içtiklerinizi helaya götüren

Yemek borunuzun, midenizin, bağırsaklarınızın için

Güzel dediğiniz sesler kadar güzel değil

Güzel dediğiniz seslere güzel diyen kulaklarınızın içi

Güzel dediğiniz kokular kadar güzel değil

Güzel dediğiniz kokulara güzel diyen burununuzun içi

Gördüğünüz kadar güzel değil

Güzel dediğiniz derinizin altı

Güzel dediğiniz rüyalarınız, ve anılarınız(hatıralarınız) kadar güzel değil

Güzel rüyalarınıza ve güzel anılarınıza güzel diyen beyininizin içi

Dünya yalan değil gerçekçi

Sorun insanın aptallığında

Aptallık yazgı(kader) değil

Ahlaka ve bilime aykırılıkta,

'Baba Vanga şunu bilmiş de, bunu bilmiş de, geleceği bilmiş de'

Önemli olan şey geleceği bilmek değil

Yapılması gereken doğru şeyleri bilmektir

Bunu da evrensel, nitel dahi Muhammed 1400 yıl önce

Dini tanımlayan Din hadisileri ile belirtmiştir:

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır'

Bu tanıma uyulursa her ülke de, dünya da, insanlık da insanca olur

Uyulmazsa da hiçbiri de insanca olmaz',

Duygusuzluk acı verir, ya başkalarına, ya kişinin kendisine, ya herkese

Ancak mantıksızlık, bilimdışılık, ahlakdışılık, vicdansızlık, merhametsizlik, yandaşlık

Gösteriş, nefse kölelik gibi şeyler de sonuç olarak acı verirler

Duygusuz olma ancak duyguda da kalma, öteki insani değerlere ilerle,

Toplum nasıl yapılırsa o yöne gider

Alimleştirilen toplum alimliğe

Paracılaştırılan toplum parasal suçlara

Cinselleştirilen toplum cinsel suçlara yönelir

Ahlakdışı moda türü de, ahlakdışı ünlü türü de, ahlakdışı pılaj türü de

Ahlakdışı medya türü de, ahlakdışı sıpor(spor) türü de, ahlakdışı yasa(kanun) türü de

Ahlakdışı siyaset türü de, ahlakdışı eğlence türü de, ahlakdışı sanat türü de

Toplumları cinselleştirmekte

Sonra da 'Cinsel suçlar neden artıyor?'

Barbar, vahşi sıpor türü de toplumları barbarlığa, vahşiliğe yönlendirir

Sonra da 'Şiddet neden artıyor?',

Nefs öyle birşey ki alimlik, alimelik dinlemez

Bu nedenle ki Muhammed 'Sultanlarla düşüpkalkan alim de hırsızdır' dedi

Nefs ancak nefse karşı eğitimle ve dirençle yenilebilir

Yoksa alimi bile avuçunaalabilir(avucuna alabilir)

Nefs bu denli yanlış, kötü, zararlı, çirkin birşeydir

Öyle ki hem ilk, önce eğitilmesi gereken en büyük cehalettir

Hem de tüm kötülüklerin temel nedenidir

Ancak siyaset, özel sektör, moda, pılajlar, medya, tanıtımcalar(reklamlar) nefs saçmakta

Sonra da 'Neden kötülük hiç bitmiyor?',

İnsan kendini de, başkalarını da, hayatı da, dünyayı da, herşeyi

Kendi bildiği sözcükler ile anlamaya, yorumlamaya, tanımlamaya, anlatmaya

Eşitlemeye, özdeşleştirmeye çalışır

İnsan ne kadar çok felsefel, bilimsel sözcük bilirse beyini, ruhu, dünyası, anlaması

Tanımlaması o kadar ilerler

Olabildiğince çok felsefel, bilimsel sözcük öğren,

Hayattan mutlu olamıyorsan mutlu olmak için hiçbirşey yapma

Çünkü doğruyoldasın(doğru yoldasın) demektir

Çünkü içi lav, kor, ateş, vahşilik, insanlıkdışılık dünyada

İçi bağırsak, bok, iğrençlik, vahşilik, insanlıkdışılık dolu bedenle mutlu olmak mantıksızlıktır

Mutsuzluğunu yok etmeye, önlemeye çalışma

Mutsuzluğunun içini dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği din ile doldur

İnsan kendi isteği ile, kimlerle düşüpkalkıyorsa öyledir,

Mantık insanileşmenin, vicdanın, merhametin, medeniliğin

Bedeni, dünyayı aşmanın

Manevileşmenin, soyutlaşmanın, akıl-ruh sağlığının

Demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, adaletin

Felsefenin, bilimin, ahlakın, dinin ilk aşamasıdır

Çalış ey bilge çalış

Sana bunca düşmanlığa, kötülüğe, engele karşın yine de çalış, ahlaklı ve bilimsel

İnsanca bir ülke, dünya, ve insanlık için çalış

Sen acıları bal eyleme

Yazı eyle

Sen 'Kızılcık şerbeti içtim' deme, 'Kırmızı mürekkep içtim' de,

Öteki ülkelerden işçi getiren ülke kölecilik düzeni içinde demektir

Çünkü köle sahibileri(sahipleri) ve sahibeleri de işlerini yaptırmak için

Köle satın alıyorlardı

İşçilere para ve serbestlik verilmesi durumun kölelik olmadığını göstermez

Gerçek ki bu durum ancak dünya Dünya devleti olarak kurulduğunda yok olur,

Uyku beyinin ve ruhun ilaçıdır(ilacıdır)

Sürekli az uyumak da, sabahları sürekli erken kalkmak da beyine ve ruha kötülük yapar

İnsan günde 8 saat bedeni, fazladan 4 saat de beyini ve ruhu için uyumalıdır

Uyku bedeni de, beyini de, ruhu da, dinlendirir, besler, onarır

Hem sağlıksızlıktan hem kötülük yapmaktan korur

İlkellik, barbarlık, beden köleliği, dünya köleliği az uyumak, ve az uyutmak ister

Duygusal olarak istenilen birşeye sahip olmak o şeyin varlığına sahip olmak dışında bir de

O şeye sahip olmanın duygusunu yaşamayı da içerir,

Çocuklar düşünürlerin(filozofların), alimlerin, alimelerin, bilgelerin sözleri ile

Büyümek yerine

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünyanın siyasetçilerinin

Ünlülerinin, tanıtımcalarının(reklamlarının), müziklerinin sözleri ile büyümekte

Ölülerinizi ölülerinde, mezarlarında, kemiklerinde aramayın, onlar artık yalnızca

Sizin belleklerinizdedir(hafızalarınızdadır),

İnsanın insana elaçmasına(el açmasına) ekonomi demişler

'Üzümünü ye, bağını sorma' demişler

Bedenin utanmazlığına sanat demişler

'Sanat için her haltı yaparım' demişler

Toplumun aldatılmasına siyaset demişler

'Atı alan, Üsküdar'ı geçer' demişler

'Önce ahlak ve bilim' diyen Muhammed'i de

'Önce ahlak ve bilim' diyen Atatürk'ü de dinlememişler

Bir de kendilerine 'Muhammedçi', 'Atatürkçü' demişler

Siyaset insanların ve toplumların ya cehaletleri ya ahlaksızlıkları üzerinde yükselir,

Para en kolay başarılardandır

Şans oyunuları ile 1 günde zengin(varsıl, varlıklı) olunabilir

Ancak sıpor(spor) ile 1 günde sağlıklı

Kitap ile 1 günde alim, alime olunamaz

İskeletin üzerini güzel şeylerle sarıp

Anne, baba, çocuk, kardeş, akraba, arkadaş, insan diye gönderiyor dünyaya doğa,

Usun(Akılın) sürekli nerede ya da nerende ya da neyinde ya da neyde ise osun

Sıpor usunun hep kaslarında olmasını istiyor

Moda usunun hep görünüşünde, oranda, buranda olmasını istiyor

Oysa usun hep beyininde, ruhunda, felsefede, bilimde, ahlakta, mantıkta

Ve dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği dinde olmalı

Akıl-ruh sağlıklı olduğunu düşündüğün ya da sandığın anlarda bak bakalım

Usun nerede

Eğer usun dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği dine aykırı yerlerde ise

Yanlış yoldasın, akıl-ruh sağlıksızsın demektir,

'Arkadaş' ile 'Dost' arasındaki temel fark şudur:

'Arkadaş' sözcüğü 'Arka' sözcüğünden türetilmiştir

'Arkadaş' demek 'Arkayı kollayan' demektir

Yani öncelikle 'Bedeni, ve çıkarları koruyan' yani 'Savunman, koruyucu'

Yani 'Bedenini, kasını, cesaretini, ve parasını ortayakoyan(ortaya koyan)' demektir

'Dost' ise 'Do' sözcüğünden türetilmiştir

'Do' Türkçede de, Uzakdoğu savunma sıporularında(sporlarında) da görülmekte olduğu gibi

'Uyarı' anlamına gelir, ve 'Doğru' sözcüğünün kökeninde de olduğu gibi 'Doğru olmak

Yolunda uyarı' anlamına gelir ki öküz arabalarındaki öküzlere de 'Do'

Yani eşeklere, atlara denilen 'Çüş' anlamında 'Dur' demektir

Bu durumda insanlara söylenilen 'Do' sözcüğü 'Ahlaka, akıla, mantığa, vicdana, dürüstlüğe

İnsancalığa aykırı davranma' anlamında uyarı, durdurma sözcüğüdür, sesidir

Bu anlamdan olarak 'Dost' sözcüğü savunman değil 'Doğruyu gösteren, öğreten, anlatan

İsteyen, savunan' anlamında demektir

Yani arkadaş savunmandır ancak dost 'Öğütmen'dir yani öğüt vericidir

Yani 'Beyinini, düşüncesini, bilgilerini, deneyimlerini(tecrübelerini) ortayakoyan' demektir

Yani cahilden arkadaş olur ancak dost olmaz Korkaktan da arkadaş olmaz ancak dost olabilir

Yani arkadaşta bedensel cesaret, dostlukta ise erdemli akıl gereklidir

Bu nedenle ki insanın arkadaşa da, dosta da gereksinimi vardır

Arkadaş dostun, dost da arkadaşın yerini tutmaz

Bu nedenle ki 'Do' içermeyen tüm sıporlar yasaklanmalıdır,

Göz olan canlıda anlak(zeka) da olur çünkü göz beyinin

Ya da beyinin öncelinin uzantısıdır

Bu nedenle ki zeka katsayısı ya da IQ denilen şey gözleri olan hayvanlarda da var olan

Anlakı(Anlağı, zekayı) ölçer, bu nedenle ki felsefel, bilimsel, ahlaksal, ve insani açılardan

Önemi, değeri yoktur

Bu nedenle ki anlak katsayısı çok yüksek kötü insanlar da

Anlak katsayısı yüksek olmayan doğru ve iyi insanlar da vardır

Sokağa vicdanınız ve cüzdanınız olmadan çıkmayın

Çünkü yoksa ya vahşiye dönüşürsünüz ya üzülürsünüz,

'Kısmet' mi, 'Kismet' mi

Türk dil kurumu sözlüğü 'Doğrusu kismet' diyor

Bence de 'Kismet' çünkü belli ki 'İsmet' sözcüğünden türetilmiş

Türk dil kurumu'nun 'Arabça' dediği 'İsmet'in anlamı 'Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu'

Demek ki 'Kismet' demek ancak ahlaka uygun şeyler için kullanılabilir

Yani ahlaka aykırı şeyler için kullanılamaz

Ancak 'Kısmet' sözcüğü de 'Kısım'dan türetilmiş olarak kullanılabilir ki bu durumda 'Ahlak'

Koşulu olmaz çünkü 'Kısım' sözcüğü 'Pay' anlamına gelmekte

Yani 'Kismet' demek 'Ahlaka uygun gerçekleşme' demekken 'Kısmet' sözcüğü

'Paya düşen' anlamıdır yani ahlak koşulu içermez

Bu nedenle örnek ki haydutların ganimet paylaşımı 'Kısmet' olur ancak 'Kismet' olmaz

Dil kolay birşey değildir, dil mantık ve tutarlılık gerektirir, dilin kuralları vardır

Sözcükleri doğru anlamda kullanmamak hem dili bozar, hem toplumları

Hem akıl-ruh sağlığını,

Türkçe de, dil de kolay değildir

Türkçe de, dil de ancak cahiller için, cahiller açısından kolaydır

Örnek ki 'Talimat' sözcüğüne de, 'Tayin' sözcüğüne de Türk dil kurumu 'Arabça' demekte

Ancak savım ki bu sözcükler Türkçe 'Ta/Taa' sözcüğünden türetilmiştir

Bu nedenle bu iki sözcük de, benzerleri de önce 'Uzaklık' koşulu, durumu içerir

Yani 'Talimat' da, 'Tayin' de 'Uzağa gidilmesini, uzağa gitmeyi' içerir

Bu nedenle ki örnek ki yanyana olan, ve yanyana kalacak kimseler birbirlerine

Talimat veremezler

Ve 'Tayin' ancak uzak biryere(bir yere) durumu içerirse olur

Yani bir memuru odasının yanındaki odaya göndermek tayin olmaz ancak atama olabilir

Yani tayin, ve atama farklı şeylerdir

Yani uzaklık içermeyen durumlarda 'Talimat', ve 'Tayin' sözcükleri kullanılamaz

Yoksa önce mantık, sonra da akıl-ruh sağlığı, sonra da kişilik bozulur

Çünkü beyini sözcükler yönetir

Beyini sözcüklerin yanlış kullanımı, ya da yanlış sözcükler yönetirse beyin sapıtır

Bu nedenle dil çok önemlidir

Bu nedenle yalnızca Türkçeye değil, dil kurallarına da sahip çıkılmalıdır ki dil kurallarını

Dilbilimi, dil felsefesi, dilmantığı, ve dilgeometrisi içerir,

Bazı düşünceler söylenince, bazı düşünceler de söylenmeyince insanidir

Bazı gerçekler ve doğrular söylenince, bazı gerçekler ve doğrular da söylenmeyince insanidir

Bu nedenle de Muhammed 'Peygamberler bildikleri, düşündükleri herşeyi söyleyemezler'

Anlamında söz söylemiştir,

Eskiden kocalar karılarını ya seks araçı(aracı) ya köle olarak kullanma eğiliminde idiler

Şimdi ise karılar kocalarına aynı şeyleri yapmak eğilimi içine girmekteler

İşe girmek, para kazanmak ve

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı moda türü yüzünden

Demek ki 'Erkek egemenliği' denilen şey gerçekte 'Erkek egemenliği' değil

'Paranın egemenliği',

Komutanın dahisi düşmanının yapacağı doğru, iyi, güzel şeyleri düşmanından önce yapar

Ve düşmanının silahlarını, olanaklarını düşmanına karşı kullanır

Durum ki siyaset de savaş gibi birşey,

Romalılar gıladyatörlerin(gladyatörlerin) kazanmalarını da

Rakibini öldürmelerini de alkışlarlardı

Tuhaf ki insanların evlenmeleri alkışlanmakta ancak boşanmaları pek alkışlanmamakta

Demek ki henüz boşanmak yengi(zafer) olarak düşünülmemekte,

Onursuz gurur, gurur değildir

Ahlaksız onur, onur değildir

Vicdansız ahlak, ahlak değildir

Mantıksız ahlak, ahlak değildir

Dikkatsiz mantık, mantık değildir

Sakinliksiz dikkat, dikkat değildir,

Yaşamınızı(Hayatınızı) ya elin oğulu, ya elin kızı cehenneme çevirir

Yalnızca kocanız elin oğulu, karınız elin kızı değil

Babanız da elin oğuludur(oğludur), anneniz de elin kızıdır

Ancak gerçek ki yaşamı cehenneme çeviren asıl, temel şeyler Mia geni, hormonlar, siyaset

Ve dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dine aykırılıktır

Araba alacak kadar paran varsa, gereksiz yere araba almayacak kadar da kafan olsun

Denize girecek kadar kafan varsa, denize ahlakdışı biçimde girmeyecek kadar da

Beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin nitel zirvesi olan ahlaka uyacak kadar da

Kafan olsun

Oy kullanacak kadar kafan varsa, beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin

Nicel zirvesi olan bilime, nitel zirvesi olan ahlaka aykırı siyasi partilere

Oy vermeyecek kadar da kafan olsun

Para kazanacak kadar kafan varsa, paranı gereksiz yere harcamayacak kadar da kafan olsun

Nefs, cehalet, ve moda gereksiz yere para harcatmakta

Solluk çökmeden sağlık, sağlık çökmeden solluk çökmez

Solluk da, sağlık da zorunludur çünkü sağlık ahlakı, solluk da felsefeyi ve bilimi simgeler

İnsanlık dünyanın içinin lav, kor, ateş, kendilerinin içinin bağırsak, bok, iğrençlik olduğunu

Ve dini tanımlayan Din hadisileri'ni önemsemedikleri için çok zavallı durum içinde

Çünkü örnek ki öldüklerinde ağlayacakları çocukları dünyaya getirdikleri için

Ve helaya gidecek şeyleri yedikleri, içtikleri için seviniyorlar

Bilin ki bu vatanı, ve halkını düşman işgalinden, ve insanlıkdışılıktan kurtaran

Ve 'Önce ahlak ve bilim

Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın' diyen

Mustafa Kemal Atatürk'e düşman olanlardan da

Ahlaka düşman olanlardan da, bilime düşman olanlardan da her kötülük beklenir

Çünkü durum ki onların akıl-ruh sağlıkları yoktur

Siyasi partilere oy verilirken temel ölçüt bu olmalı

Ancak zaten toplumu bölmek, ve insanları birbirlerine düşman etmek üzerine kurulu

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyasetten insanca bir dünya

Beklemek aptallıktır

Gerçek ki tek çözüm, dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği dine uymaktır.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 14.10.22/09.25


11 Ekim 2022 Salı

EKONOMİDEKİ ZORAKİ BÜYÜME DURUMU (ŞİİR)

İnsanlığı doğru sözcükler yani sözcüklerin doğru anlamları kurtaracak

Çünkü akıl-ruh sağlığının, felsefenin, bilimin, ahlakın, dinin, özgürlüğün, demokrasinin

Laikliğin temeli olan mantık doğru sözcükler ile başlar

Ancak binlerce üniversite olan 21. yüzyılda bile insanlık sözcüklerin doğru anlamlarını

Bilmemekte

Örnek ki özgürlük serbestlik değildir, ahlaka ve bilime uygunluktur

Demokrasi siyaset değildir, ahlaka ve bilime uygunluktur

Adalet hukuk değildir, ahlaka ve bilime uygunluktur

Akıl-ruh sağlığı sorunsuz olmak değil ahlaka ve bilime uygunluktur

Din inanç, gelenek, görenek, töre değildir, ahlaka ve bilime uygunluktur

Bu nedenle ki Muhammed 'Din ahlak ve bilimdir, bunlar yoksa din de olmaz' dedi

İnsancalığın temel özellikleri ahlak ve bilimdir

Çünkü beyinin, insanlığın, evrimin, ve evrenin nitel zirvesi ahlak, nicel zirvesi bilimdir,

Türkiye'de 'Ekonomist' deniliyor ancak 'İktisatçı' da deniliyor

Ancak 'Ekonomi' deniliyor, 'İktisat' denilmiyor

'Ekonomi bakanlığı' denildi ancak 'İktisat bakanlığı' denilmedi

Ancak 'Ekonomi' de, 'İktisat' da Türkçe olmayan sözcükler yani yabancı sözcükler

Acaba Türklerde ekonomi, ve iktisat denilen iş yok mu,

İnsanlığı sözcükler kurtaracak

Sözcüklerin anlamları da dilfelsefesi(dil felsefesi), dilmantığı(dil mantığı)

Dilbilimi(Dil bilimi), ve dilgeometrisi(dil geometrisi) işidir

'Dil felsefesi' yerine 'Dilfelsefesi' yazmam da bu nedenledir

Ancak siyaset felsefeyi, mantığı, bilimi, ahlakı, sözcükleri umursamayan

Bilimdışı bir dünyadır da,

'Ekonomi' sözcüğünün doğrusu 'Economy'dir

'Eco' yankı yani çoğalma demektir, 'nomy' kendiliğinden demektir

Yani 'Ekonomi' kendiliğinden üretim, kendiliğinden üreyen demektir ki bu durumda da

Tarımsal döneme ait bir sözcük olduğu açıktır

'İktisat' sözcüğü de 'İklim' sözcüğünün 'İk'inden gelmektedir ki bu sözcüğün de tarıma

Yani iklime bağlı bir sözcük olduğu anlaşılır

Yani ekonomi sözcüğü de, iktisat sözcüğü de sanayi üretimini içermez, kapsamaz

İkisi de toprağa ve güneşe yani toprağa ve havaya bağlı üretimi içerir

İkisi de sanayide olduğu gibi baştan sona, tümden emeğe bağlı durum değildir,

Türklerin öğrenmesi gereken sözcüklerden biri de hem 'Büyüme' sözcüğüdür

Hem de 'Ekonomik büyüme' sözcüğüdür

Çünkü 'Büyümek' sözcüğünün kökeni, temeli 'Büyü' sözcüğü görünmektedir

Yani bu durumda 'Büyümek' sözcüğü 'Büyülü' birşey olmaktadır

Oysa örnek ki bebeğin büyümesinin de, ekonominin büyümesinin de büyü ile ilgisi yok

Demek ki 'Büyümek' sözcüğünde bir yanlışlık var

Ancak 'Büyümek' sözcüğü ile aynı kökene, aynı temele sahip olan 'Bütün' sözcüğünün

Anlamı 'Tam, eksiksiz' demek, bu durumda demek ki 'Büyümek' sözcüğü

'Tam ve eksiksiz' olmak demek,

'Ekonomik büyüme' sözcüğü demek ki 'Ekonominin tam ve eksiksiz büyümesi' demektir

Ancak durum ki bu sözcüğü siyaset toplumlarını aldatmak, yanıltmak için kullanmaktadır

'Ekonomi şu kadar büyüdü', 'Ekonomi bu kadar büyüdü' denilmekte, övünülmektedir

Oysa demek ki 'Ekonomik büyüme' ile denilen şey 'Ekonominin tam ve eksiksiz büyümesi'

Olmalıdır, yani bu durumda demek ki enflasyon varsa, işsizlik varsa ekonomi tam ve eksiksiz

Büyümüş olmaz yani 'Büyümüş' olmaz

Düşünün ki bir kuzu büyümekte ancak bir bacağı yok, bir gözü yok, bir kulağı yok

Bu büyüme doğru, iyi, ve güzel büyüme olmaz

Yine örnek ki apartman büyümekte ancak zemini çürük ya da kolonları çürük

Bu durumda bu durum da 'Büyüme' olmaz

Yani 'Büyüme' denilen şey 'Tamlık, ve eksiksizlik' içerir,

'Büyümek' felsefel olarak düşünülmesi gereken bir sözcüktür

Örnek ki 5 Tl'lik kağıt paranın kağıt büyüklüğü büyüse 5 Tl kağıt olarak büyümüş olur

Ancak değer olarak yine aynıdır

Örnek ki bir insanın evinin alanı ya da kat sayısı artsa evi büyümüş olur

Ancak ev yine birtek(bir tek) kişinindir

Örnek ki penis sertleşince büyür ancak sonra yine küçülür yani kütlesi değişmez,

Büyümenin bir de şu durumu vardır

Örnek ki deli de büyür ancak yine delidir

Örnek ki kanser hücresileri(hücreleri) de büyür, çoğalır ancak sağlığa zararlıdır

Bir ülkeye binlerce genelev yapılsa da ekonomi büyür ancak bu büyüme kötü bir büyümedir

Örnek ki yağ hücresileri de çoğalır, ve çoğalmaları durmazsa şişmanlığa neden olurlar

Örnek ki insanlar köle gibi ya da köle olarak çalıştırılıp da ekonomi 'büyütülebilir'

Örnek ki yangın, büyümesi istenilmeyen birşeydir,

Türkiye ekonomisinin büyüdüğünden söz edilmekte

Ancak enflasyon, ve döviz kuru almışlar başlarını gitmişler

Bu duruma bir de yoksulluk, ve işsizlik ekli

Demek ki durum 'Büyüme' değil, başka birşey, örnek ki 'Çoğalma'

Yani demek ki 'Ulusal/Milli gelir ya da yatırımlar çoğalmış ancak ekonomi büyümemiş',

Türkiye'de 'Ekonomi büyüdü'deki 'Büyüme' durum ki hem büyüme değil

Hem de 'Zoraki büyüme' denilebilecek bir büyüme

Çünkü Türkiye'de yatırımlar devlet/hükümet desteği ya da zorlaması ile olmakta

Yani kapitalistler gönüllü olarak yatırım yapmamakta

Örnek ki 'Yap-İşlet-Devlet modeli' denilen şey ile de, Toki ile de, Toki işbirliği ile de

Yapılan beton işileri(işleri)

Devlet/Hükümet zoru ile yapılan birşey durumundadır

Bu modelin işlemesi için devlet/hükümet birçok ödünler vermektedir

Yani Türkiye'deki 'Yap-İşlet-Devret'li sözde büyüme bile zorlama, zoraki bir büyümedir

Çünkü eğer Türkiye'de gerçekten gerçek büyüme olsa idi enflasyon da, döviz kuru da

Hayat(Yaşam) pahalılığı da göklerde olmazdı,

Durum ki Türkiye'de siyasi iktidar kendini başarılı, güçlü göstermek, sandırtmak için

Zoraki bir 'büyüme' yaptırmaktadır

Yani ekonomi çoğalmakta ancak büyümemektedir

Zaten ekonomide gerçek, doğru büyüme olsa ülkede demokrasi olur

Ancak zoraki 'büyüme' türü mutlaka diktatörlük türü yönetim yaratır, demokrasi değil

Hitler Almanyası da 'büyümek'te idi ancak olan şey 'büyüme' değil çoğalma idi

Bu nedenle ki demokrasi değil diktatörlük idi

Yani bir ülkenin gerçekten büyüyüp büyümediği demokrasi durumundan da anlaşılabilir

Bu nedenle ki 'Ekonomideki/İktisattaki' büyüme konusunda lafa, ve verilere değil

Demokrasiye bakılmalıdır,

Bu nedenle ki ülkeler siyaset ile değil

Beyinin, ruhun, insanlığın, evrimin, ve evrenin insani nitel zirvesi olan

Ve insanı hayvandan ayıran, nitel en üstün fark olan ahlak

Ve beyinin, ruhun, insanlığın, evrimin, ve evrenin insani nicel zirvesi olan

Ve insanı hayvandan ayıran, nicel en üstün fark olan bilim ile yönetilmelidir

Bu nedenle ki dahi Muhammed de, dahi Atatürk de 'ÖNCE AHLAK VE BİLİM' dedi

Ancak gerçek ki siyaset 'Gerçekleri ve doğruları bilmeme, ve toplumları yanıltma sanatı'dır

İnsanca bir hayat için, 'SİYASETE HAYIR, AHLAKA VE BİLİME EVET'

Ekonomi büyümeli ancak ahlak ve bilim ile, insanca, akıl-ruh sağlıklı, demokrasi ile büyümeli.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 12.10.22/04.27